Kişisel Web Sitesi

VAİL BİN HUCR (R.A.)

Hz. Muhammed (s.a.v.)’in peygamberliğini işitince kavmimin temsilcisi olarak yola çıktım. Medine’ye geldim. Beni Ashab-ı Kiram’dan bazı zatlar karşıladı ve ” Sen gelmeden üç gün önce, Resulullah senin gelişini bize müjdelemiş ve Vail Bin Hucr size geliyor buyurmuştu” dediler. Sonra, Peygamberimizin huzuruna girdim. Beni güzel karşılayıp alaka gösterdi, yakınına aldı ve ridasını yayıp üzerine oturttu. Sonra insanları çağırttı. Toplandıklarında minber üzerine çıktı, beni de çıkardı. Biraz aşağısında bulunuyordum. Sonra, Allah’a hamd etti ve buyurdu ki ” Ey insanlar! Bu, Vail Bin Hucr’dur. Uzak beldelerden; Hadramevt’ten bir zorlayan olmadan, itaat ederek size geldi. Kendisi eski sultanlar neslinin sonudur. Ey Vail, Allah seni ve oğullarını mübarek kılsın” buyurdu. Sonra minberden indi ve beni de indirdi.

Medine’de misafir edilmem için uzakça bir evi münasip görüp Muaviye Bin Ebu Süfyan’a beni oraya götürmesini emretti. Öğlenin kızgın sıcağında yola çıktık. Biraz yol aldığımızda, Muaviye bana ” Ey Vail, kızgın kumlar ayağımın altını yakıp kavurdu. Beni devenin terkisine al” dedi. Ben ” Deveyi senden kıskanmıyorum ama padişahların terkisine alacağı adamlardan değilsin. Başkalarının beni ayıplamasını istemem” dedim. ” Bari ayakkabılarını ver de güneşin hararetinden onunla korunayım” dedi. Ben ” Şu iki deri parçasını senden esirgeyecek değilim. Lakin sen padişahların giydiklerinden giyebilecek kimselerden değilsin. Onları sana emaneten de olsa vermekten hoşlanmam” dedim.

Muaviye, İslam Devletinin halifesi olduğunda beni, Hadramevt’ten huzuruna getirtti. Adamlarını beni karşılamaya çıkardı. Yanına geldiğimde de tahtının yanına oturttu ve ” Benim bu tahtım mı daha üstündür yoksa senin devenin sırtı mı?” dedi.

” Ey Müminlerin emiri! Ben o vakit, küfür ve cahiliyet adetlerinden daha yeni kurtulmuş idim. Benim yaptığım bir cahiliye adeti idi. Allah bize bu gün İslam nimetini nasip etti, münasip olan senin yaptığındır” dedim. Sonra beni hürmetle Kufe’ye yerleştirdi.

Bir Cevap Yazın